 |
|
|
|
 |
 |
|
1
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
|
Şeref Hocam, sitemiz hayırlı olsun…
|
Bulunduğumuz toplumda, insanlar üzerinde yaptığınız olumlu etkilerden dolayı, önce uzun süre gözledim ve merak ederek bu işin sırrının ne olduğunu öğrenmek için size yaklaştım ve tanıştım…
|
Bir ilahiyatçı olarak, hayret ettiğim konu şu oldu; Okuduğumuz, bildiğimiz, konuştuğumuz bilgiler dışında değişik bir şey söylemiyordunuz…
|
Ancak ayrı bir sunuş ve eğitim sisteminiz vardı… Önce sizinle tanışan insanlarla birebir görüşüyor, onların geçmişinde ve şu andaki yaşamlarında başlarına gelen olumlu ve olumsuz olayları can kulağınızla dinliyor, karşılaştıkları her bela ve musibetin, gelen her iyilik ve nimetlerin, neden, niçin, nasıl geldiğini, dini hükümler ve manevi eğitim dahilinde, kendilerine anlatıyor, sosyal yaşamlarında deliller ve belgeler sunarak izah edip, ikna ediyordunuz…
|
Ayet ve Hadisler okuyarak insanlara bilgi verme yerine, başlarına gelen acı ve mutluluk veren olayların, ceza ve ödül olarak, Rabbimiz tarafından gönderildiğini ve hangi Ayet ve Hadislerle ilgili olduğunu anlatıyor, insan yaşamının bir tefsir kütüphanesi olduğunu hikmet diliyle ve ledünni ilmiyle isbat ediyordunuz.
|
Dini hükümlerin, emir ve yasaklar sonuçlarının, sadece ahiret âleminde değil, bu dünyada yaşam içerisinde de, her an ve her gün karşılaşılacağını söylüyordunuz…
|
İlahi hükümleri kitaplardan okuma ve konuşup izah etme yerine; hangi iyiliği yaptın bu iyiliğe kavuştun… Hangi kötülüğü yaptın ki bu bela musibet ve hastalık seni buldu, sözleriniz… Önce insanları şok ediyor, daha sonra haklılığına inanarak, dış âleminden, kendine ve iç âlemine yönelmesine neden oluyordu…
|
Bu yöntem insanları geçmişine götürüyor, yaptıkları her günah ve kötülükten sonra başına misli bir kötülük geldiğini ve yine yaptıkları her iyilikten sonra misli bir iyilikle karşılaştığını hatırlıyor ve bugünkü yaşamını buna göre düzenliyordu…
|
Daha doğrusu sizin talebeleriniz yaşamlarında karşılaşabilecek iyiyi ve kötüyü, başkalarından değil kendisinden öğreniyor, Rabbini ve dinini bir nefes gibi yakın biliyordu…
|
Ne edersen onu bulursun… Ne ekersen onu biçersin… Sıkça kullandığınız bu sözleriniz, Belki de Dinimizi, kâinatı, bütün yaratıkları, yaşanan bütün olayları, insanı ve Rabbini özetleyen muazzam cümlelerinizdi…
|
Daha doğrusu, hangi zamanda, mekânda ve toplumda yaşanırsa yaşansın, her bir insan kendine göre, kâinatın çekirdeği, kaderini kendi eliyle yazıcısı, nasıl yaşarsanız başınıza gelecektirin kısa izahıydı…
|
Dinimizi sözden ve yazıdan, bilgiden ve sohbetten, günlük yaşamımıza sokarak, halleriyle ve yorumlarıyla, yaşamımız içersinde mükemmel bir manevi eğitim şekliyle tanıttığınız ve sevdirdiğiniz için size şükranlarımı sunuyorum…
|
İlahiyatcı ve eğitimci olarak sizi sonuna kadar destekliyorum…
|
Acı ve mutluluklarımızı, bizlerle paylaşan bizimle ağlayıp, bizimle gülen, yerine göre anam, babam, kardeşim, ağabeyim, dostum, arkadaşım olan Sevgili Hocam…
|
En derin sevgi ve saygılarımı sunarım…
|
Muhammed KARA - İlahiyatçı - 0505 807 22 33
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
Sevgili Hocam siteniz hayırlı uğurlu olsun. Size olan duygularımı açıklamak mümkün değil. Sadece sizi seviyorum demeyle bu duyguyu ifade etmek yetmiyor. Bu bir sevgi değil. Bu bir aşk belki de aşk bile bu duyguyu ifade etmekte aciz. Siz benim sadece hocam değil babamsınız. Belki de ondan da öte. Hocam sonsuz hoşgörünüze sığınarak ders ve sizden önceki ve sonraki hayatımdan bahsetmek istiyorum. Ben daha henüz 15lerinde gurur, kibir ve bencilliğin zirvesine vurmuş; etrafındaki her şeyi kırıp döken, içki, kumar masalarında vakit geçiren, en yakınındaki ailesine bile zulm eden, Allah' ı, Peygamber'i ve dini yok sayan, her anını isyanla, şirkle ve inkârla yaşayan, büyük dağları ben yarattım zihniyetinde, ben denilen beş para etmez bencillikte yok olduğumun farkına bile varmadan, şeytanın emrine girmiş biri olarak yaşadım. Yediğim bunca herzeye rağmen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Yüce Mevla'm bana sizi ve dersinizi nasip etti. Bu dersi yapmaya başladığım ilk günden itibaren; yaşamımda duygu ve düşüncelerimde çok hızlı değişiklikler başladı. Can çıkar huy çıkmaz denilen dünyada, bırakın huyu insanın DNA'sı bile değişebiliyormuş. Bu güne kadar madde denilen kumpasın içerisine kendimizi sıkıştırıp, hiç çıkışı olmayan bir labirentin içinde, varlığı ve yokluğu bir muamma olan zaman içinde kendi kendimizin dünyasını ve ahiretini kendi ellerimizle yok ettiğimizi anladım. Hani derler ya" insanoğlu doyumsuz" dur. Aslında insan doyumsuz değilmiş. Ancak insanı doyuracak tek merci Cenab-ı Allah imiş. Topraktan gelip toprağa gitmeyecekmişiz. Hakikatte Allah'tan gelmiş nihayette Allah'a dönecekmişiz. Somutun gerçek soyutun hayal olduğuna inanılan bu dünyada asıl gerçek soyut imiş. Sorunların, sıkıntıların ana kaynağına inebilmek ve çözüm bulabilmek; gördüğümüzü sandığımız gözlerimizle değil; varlığından bihaber olduğumuz gönül gözüyle bakabilmekteymiş. Yaratanın emretmesini hiç bir şeyin olmadığı şu dünyada Allah dışında çözüm aramak; sığınılacak, güvenilecek tek varlığın Allah olduğunu bilmeden, kişilerde ve maddelerde çözüm aramak çaresizliğin en aciziymiş. Madde ve fiilsel eğitimin bir noktada tıkandığını, gerçek eğitimin bundan sonra duygu ve düşüncelerde olduğunu anlamak ne güzelmiş. Farkında olmadan kendi kendimizle sürdürdüğümüz amansız savaşı sulha çevirebilmek duygu düşüncenin eğitimindeymiş. Kendisiyle barışan insanın tüm dünya ile ve hatta kâinatla barışabileceğini; daha da ötede hakikatte tek gerçek olan Allah ile sevişebileceğini öğrenmek ne büyük bir güzellikmiş. Yaratılma sebebinin gerçekte Allah ile sevgili olmak olduğunu anlamak, bu dünyada sonsuzlukta yok olabilmenin mümkün olduğunu bilmenin ve hatta bunu düşünmenin bile tarifi imkânsız huzur ve mutluluğun anahtarı olduğunu anlamak ne yüce bir duyguymuş. İşte bunlar ve daha sayamadığım nice güzelliklerin anahtarı olan bu dersi bizlere ulaştıran Hocama sevgimi saygımı ve minnetimi kelimelerle tarif etmek mümkün müdür. Hocam iyiki varsın... Hocam Allah sizden sonsuzluk kadar razı olsun. Allah sizi bizim başımızdan eksik etmesin... cenab ı Allah bütün kullarına bu dersi ve sizinle tanışmayı nasip eder inşallah.
|
Yavuz DOĞAN – Silifke – 0536 940 98 54
|
|
|
|
Ben Murat Yılmaz…
|
Kalb, ruh ve sır âlemimde, Rabbimin bana nasip etmiş olduğu, O’nun yaratıklarına ait bütün duygu ve düşüncelerimle, herkesi sevgi ve saygılarımla kucaklıyorum…
|
Dersten önceki yaşantımın olumsuz ve çirkin yönlerini bir bir anlatma yerine, şöyle özetlemem yeterli olur sanırım…
|
Delikanlılık çağının tüm olumsuz hallerini yaşatacak imkânlara sahip olmam nedeniyle, bu bataklık içinde sürekli batıyor, bencil, kırıcı, kendini beğenmiş, önüne gelen herkesle alay eden, küçümseyen ve herkese toslayan bir hayat içersinde seyran ediyordum… Bu nedenle en yakınlarımdan, en uzağıma kadar herkesi kırmış, kendimden soğutmuş ve uzaklaştırmış, gürültüsünden ve gölgesinden başka, dostu ve seveni olmayan, kendi karanlık dünyasında yapayalnız bir insandım…
|
Dersle ve hocamla tanıştıktan sonra… değişmeyeceği söylenen, huy, mizaç ve fıtratın, aklın ötesindeki ilahi güçle, olumlu yönde değiştiğini, toprak bedenimde ve gönül bağımda, bir bir yeniden yapılandığını, yeşerdiğini ve güzelleştiğini gördüm…
|
Severek yaşamak… Sevilerek yaşamak… onun ötesinde Allah’la yaşamak ne güzel şeylermiş… Derse girdiğimden bu yana bana söylenen tek şey vardı... Allah için gözyaşı dökmek... O’nun için ağlamak… İşte ben bu dersle bunu yakaladım… Ve tüm yaşantımı bunun üzerine kurdum… Yaşamımı bu hedef içersinde sürdürüyorum… İbadetlerimi, sosyal, ekonomi ve siyasi yaşamımı bu sevda ve hedef çizgisinden ayırmadım, ayırmamaya çalışıyorum…
|
NEMİ KAZANDIM…
|
Yüce Rabbimi, iki cihandan ve içindekilerden daha çok seviyorum…
|
O’nun tüm yaratıklarına saygı, şefkat ve merhamet gösteriyorum…
|
Eşim, çocuklarım ve çevremdeki herkesle anlaşıyor, hayatın bütün güzelliklerini onlarla paylaşıyorum…
|
Bir tek sevenim, güvenenim ve dostum yokken, milyonlarca gönül dostlarımla beraber, Hakkı ve birbirimizi sevmek için, pervane gibi birbirimizin etrafında dönüyor, her konuda yardımlaşıyoruz…
|
Ekonomi ve paramı… Hocamın bir sözü var, Hak severse verir… Önünüze çuval dolusu para gelir… dönüp bakmazsınız bile… işte şimdi ben, bu sözü kanıtladım, en azından yakaladım zannediyorum…
|
Halka hizmet, Hakka hizmet sözünü gerçekleştirmek, Hakkın nimetlerini paylaşmak için, sürekli işyeri açıyor, çalıştığım ve çalıştırdığım insanları seviyor, güveniyor ve güven veriyorum…
|
Hepinize kucak dolusu, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyor, bu dersi almama sebep olanlardan Allah razı olsun diyorum…
|
Sitemiz iki cihana hayırlı olsun…
|
Murat YILMAZ – Petrol İşletmecisi – Cebeci Petrol – GİRESUN - 0543 511 28 28 – 0541 728 28 28 - 0454 654 22 51
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İlimizin yetiştirmiş olduğu saygıdeğer insan, Sayın Şeref Çakmak, gerek spor alanında, gerekse Kültür faaliyetlerimizde Milli ve Manevi değerlerimizin yücelmesi için insanüstü gayretler gösteren örnek bir kişiliktir. Çevresine yaydığı ışık tahminlerin çok ilerisini aydınlatacak parlaklıkta olup, örnek davranışları hayranlıkla izlenmektedir. Çalışmalarında Yüce Allah’tan kolaylıklar niyaz ederim. Siteniz Hayırlı Olsun.
|
Ali KARA - Giresun Esnaf Ve Sanatkârları Odaları Birliği Başkanı
|
|
|
|
|
Yetimleri sevmeyi, hastaları, yaslıları sevindirmeyi, yüreğini daima sevgi ve güzellikle doldurmayı, kibirli olmamayı, haram yememeyi, yalan söylememeyi, paylaşmayı, suyundan, havasından, meyvesinden, toprağından faydalandığın Vatan'a asla ihanet etmemeyi, misafir olduğumuz bu mekânda, bizlerin olduğu kadar her canlının da yaşama hakkı olduğunu hayvanlara eziyet edilmemesi gerektiğini, zekânın tüm yeni gelişmelere uyumlu, vicdanınsa, daima İlahi Adalete hesap verecek şekilde temiz olmasının elzem olduğunu, en ümitsiz sıkıntılı anlarda, sabır dilemeyi, Yüce Rabbimizin affedici olduğunu, dinimizin zorlayıcı olmadığını, küçük yaşlarımızdan itibaren bizlere öğreten, kendilerini, cümlelerle ifade etmekten acze düştüğüm Hacı Ahmet Fehmi Hz. Torunuyum. Yıllar sonra tanıştığım,sevgili ve saygıdeğer kardeşim Şeref Hocanın şahsında,büyükleri saygıyla,küçükleri sevgiyle kucaklıyorum.. Dualarımda daima sizler de olacaksınız.
|
|
|
|
Sevgili Şeref Hocam; 34 Sene Evvel Futbol Sahalarında Başlayan Arkadaşlığımız, İleriki Yıllar İçerisinde Allah'ın Lütfu Keremi İle Hoca-Talebe Seviyesinde Bir Kucaklaşmaya Dönüştü. Bu Kucaklaşma Ve Sevgi Geçen Zaman İçerisinde Dalga Dalga Büyüyerek Yeni Genç Kardeşlerimizi de İçine Alarak Bir Umman Oldu. Bu Umman İçinde Bize Ledünni İlmini Öğreten Aşk, Sevgi Ve Muhabbetin Tadına Vardıran Sohbetlerinizi Özledik. En Kısa Zamanda Görüşmek Dileğiyle Ellerinizden Öper, Hayırlı Dualarınızı Beklerim... Giresunspor, Fenerbahçe, Galatasaray ve Bursaspor’un eski futbolcusu Takım arkadaşın
|
Tacettin ERGÜRSEL - İstanbul – 0533 810 44 15
|
|
|
|
|
Hocam dersinizi ilk aldığımda, size şunları söylemiştim:
Dersinizi aldım ve yapacağım. Ancak bir Türk milliyetçisi olarak sizi sürekli izleyeceğim. Eğer Devlete ve millete zarar verecek en ufak bir fikrinizi görür, rant, para, oy gibi herhangi bir dümen çevirdiğinize şahit olursam, sizi Giresun’a ve cümle aleme rezil ederim, bunu yapacak siyasi çevreye ve güce de sahibim demiştim.
Şimdi bu sözlerimi hatırladıkça, karşınızda buram buram terliyor, eriyor ve utancımdan yüzünüze dahi bakamıyorum. Affedin Hocam.
Tam 6 yıldır Hoca, talebe arkadaşlığımız devam ediyor. Topluma ve insanlığa vermiş olduğunuz hizmetler karşısında, her geçen gün sizi daha çok seviyor, takdir ediyor ve size daha çok hayran oluyorum.
Hep şunu söylediniz: “İnsanlar zahiri ve manevi yönden bulunduğu çağa göre eğitilmeli”. Bu nedenle sitedeki dersi ve ders sonrasındaki manevi eğitiminizi bu asrın konumuna, bilgi ve teknolojilerine göre düzenlediğinizi hiçbir tarikat ve cemaatin devamı olmadığını çok yakından biliyoruz.
Ancak bir endişem var, fazla tevazunuzla insanların sizi sadece ders dağıtan, zahiri işlerle uğraşan birileri gibi görmesinden korkuyorum.
Oysa siz manevi gücünüz ve kişisel becerilerinizle, insanları perişan eden, birbirine düşüren, yanlışa doğru dedirten, içimizdeki nefsin nasıl etkisiz hale getirileceğini, bir eğitim süreci içinde bir bir öğreterek, başarmamıza neden oldunuz.
Yine içimizdeki tüm iyilik ve ilimleri taşıyan Ruh’un en yüksek, en güçlü seviyeye çıkması için, adım adım, harf harf, bir disiplin içinde eğiterek, kendi ilmimizle buluşmamızı sağladınız.
Yine duygu ve düşüncelerimizin eğitilmesiyle, bakmadan görmeyi, zamanın önüne ve sonrasına geçip, o zamanlarda duygu ve düşüncelerin ne olduğunu, ne olması gerektiğini öğrettiniz.
Yüce Rabbimizin ve O’nun yarattığı kâinatın ve içindekilerin varlığı konusunda, felsefi düşüncelerinizle, okuduğumuz inançsız felsefecilerin fikir ve görüşlerini beynimizden tümüyle yok ettiniz.
Bir çocuğun annesini emerken seksi duygularını tatmin ettiğini söyleyen, ruhsal bunalımları, sevgi ve aşkı tamamen sekse bağlayan fikir adamlarına karşı, ilahi aşkı, ilahi şefkat ve merhameti öğreterek zihnimizdeki olumsuz şeyleri yok ettiniz.
Çeşitli örf ve adetleri, değişik dünya görüşü ve fikirleri olan, her sınıftan, her yöreden, her partiden insanları bir araya getirmeyi, niza çıkarmadan birbirlerini sevmeyi ve saymayı öğreterek, huzurlu bir toplumun oluşmasını sağlarken, umarım sosyal bilimcilerin de dikkatini çektiniz.
Kâinattaki her şeyin, her olayın ilahi bir anlamı olduğunu, her birinin birer harf, birer kelime olarak Kâinatın kitabını oluşturduğunu öğreterek Yüce Mevla’mızı tanımamıza ve O’na doğru sevgi ve sevda ile koşmamıza neden oldunuz.
Daha doğrusu bu anlattıklarımız, sizden aldıklarımız yanında deryada bir damla. Daha ilerisini anlatmamız, anlaşılmaz ve yersiz olur sanırım.
Buna rağmen yine de “Kimsenin bize minnet borcu bile yok diyorsunuz.” Bu kadar tevazunuz karşısında sürekli ezildik, eziliyoruz. Müsaade edin ellerinizden olsun öpelim.
Sitemiz hayırlı olsun…En derin sevgi ve saygılarımla..
|
MEHMET GÜRSOY - Mimar - Giresun - 0542 233 58 79 - 0454 216 59 01
|
|
|
|
|
Yetmişli yılların kamplara bölünmüşlüğünü, insanların markalara vurulup kardeşin kardeşe kurşun sıktırıldığını, siyasetçilerin(sol ya da sağ) koltuk uğruna vatanı milleti hiçe saydığını yaşadık. İnsan değerinin hiçe sayıldığı, bizden değilsen yaşamak hakkın yok zihniyetinin hâkim olduğu dönemleri gördük, görüyoruz.
Toplumumuzun kendi ahlak, örf ve adetleri ile, kendi yaşantısı ile, kendi kendisiyle nasıl çelişir, savaşır ve birbirini düşman beller hale getirilip, dışarıdan ısmarlama medeniyetlerin dört bir taraftan bizi nasıl sardığını yaşadık ve yaşıyoruz.
Uzun yıllar önce işyerimin önünden geçen birkaç delikanlının yüksek ses ile ağza alınmayacak argo kelimeler söyleyerek kalabalığın içinde yürüdüklerini gördüm. Önce üzerlerine yürüyüp tepki göstermek istedim ama o an düşündüm, kendimi teraziye koydum, bu gençleri yetiştiren biz değimliydik? Bu gençlere ne vermiştik ki ne istiyorduk. Yılarım, zaman zaman kaleme de dökerek hep bu acılarla geçti.
Tüm bu duygularımın yanında kendi hayatım düzgün müydü sanki? Darmadağınıktı. Evde ya da iş yerimde otorite adına bağırmak ya da fırça atmak için yaşıyorduk. Tuzdan biberden bahanelerle evi darmadağınık ediyorduk. Evde, orta yerde porselen, cam eşya, sehpa uzun ömürlü duramaz olmuştu. Şimdi canlarım dediğim iki erkek evladım ile kamplara bölünmüştük. Huzursuzluk içinde hayatın, yaşantının, ticaretinde bir anlamı kalmamıştı. Kaç defa yemekten kalkıp başımı soğuk su ile yıkadığımı hatırlıyorum. On dokuz yılık evliliğim bitme noktasına gelmişti. Ama doğrunun bu olmadığını hissediyor, böyle olmaması gerektiğini, bir doğru yön olması, bir ışık olması lazım diye aranıyor, ama işin içinden çıkamıyordum.
Cüzdan elimde cemaatlerde gezmeye başladım.
Olmuyor, olmuyor, oooolmuyordu. Hiç bir şey düzelmiyordu. Kendi dünyamda battıkça batıyordum. Yattığım istiharelerde gördüklerim vardı. Cemaat ve hoca gezintilerim birazda bu yöndeydi. Ama gezintilerim nafileydi.
Böyle bir zamanda SİZDEN bahsettiler. Sevgili hocam ilk defe sohbetinize geldim. Sohbet ettiğiniz yerde tıraşlı, modern giyimli, modern insanlar oturuyordu. Ben önce aksakallı, yeşil cübbeli, şalvarlı yaşlı bir insan beklerken, karşımda nur yüzlü, tıraşlı, spor giyimli modern bir insan buldum. Masanızın karşısındaki bir sandalyeye merakla oturdum. Billur sesinizi dinlemeye başladım. Çok geçmeden konuşmalarınız, içimde tozlu kapıları gıcırdatıyordu sanki. Yavaştan bütün duygularım, düşüncelerim, hayallerim, o billur sesinizde dillenmeye başlamıştı. Kalabalığa bakıyordunuz ama aslında içimdeki beni bana anlatıyordunuz. Bir anda sisler dağıldı sanki defalarca yattığım istiharelerde gördüklerim, bu ortam, karşımda masa, SİZ ve etrafınızdakiler. Aman ALLAH’ım dedim. Aradığım görüntüler yerli yerine oturmuştu. Dayanamadım. Başımı eğdim, Gözlerim, içim patlamak üzereydi. Sümük ve gözyaşlarım birbirine karışmaya başlamıştı. İki saatten fazla gözyaşlarımı tutamadığımı hatırlıyorum. SİZİ tanımaya gelen ben biraz sonra kalkıp başım eğik eliniz öpüp elinizden bu asrın mucizesi olan dersi aldım. Sizi tanıyan arkadaşlara neden daha önce söylemediniz diye sitem ettim.
Daha sonra anladım ki SİZ rasgele vaaz sohbeti yapmıyorsunuz. Sahip olduğunuz ilm-i ledünni ile kalplere girip kimseyi rencide etmeden, herkesi kalbi ile buluşturuyorsunuz. İkinci defa sohbetinize geldiğimde, bir plastik taburenin üzerinde(bir arada duramayan ben)altı buçuk saat sıkılmadan, zevkle sizi dinlediğimi biliyorum ve bu devam ediyor.
Sevgili HOCAM. Asrın mucizesi SİZ ve dersinizden sonra artık vatanım için, milletim için, insanlık için, kendim için endişem ve kuşkularım kayboldu. SİZİNLE düzelmeyecek bir insanın, düzelmeyecek bir işin kalkmayacak bir derdin olmadığını gördüm, biliyor ve yaşıyorum.
Biliyorum ki SİZ bireyde başlayarak, vatanı, milleti ve tüm insanlığı kucaklayacak İLME ve GÖNÜLE sahipsiniz ve yine biliyoruz ve görüyoruz ki hıristiyan âleminde SİZİN DERSİNİZİ yapanlar var. Bu ders ile fikir ayrılığı olan kardeşlerimizle birbirimize insani duygularla bakmaya başladık, kucaklaştık ve bu sayılar milyonları geçti. Keşke bu DERS dağa, taşa, kente herkese ulaşsa. Ulaşsa ki tüm bu kavgalı insanlar. SİZİN deyiminizle 15 günde kucaklaşsalar.
İnsanlığın üzerine sanki huzur şemsiyesi gibisiniz.
Şemsiyenin altına giren benim gibi yeniden doğuyor sanki.
SİZİN asrınızda, SİZİN yanınızda olmaktan gurur duyuyor,ALLAH’a şükredebilmenin yolunu bulamamanın ezikliği içinde hürmetle ellerinizden öpüyorum.Talebeniz
|
Nezir ŞAHİN ve Ailesi - NAZAR MARKET - Giresun 0538 839 39 36
|
|
|
|
|
Ben Ali İhsan Maden. İstanbul’dan arıyorum. Hocamın verdiği dersten önce, İstanbul’un batakhane dedikleri yerlerin hepsinden nasibini almış birisiyim.
Dersten sonra kazandıklarımı şöyle sıralayabilirim:
İçki ve âlemlerin tümünü bıraktım…
Kumar denen rezaletin adını dahi almıyorum…
Devlet ve vatana karşı tavırlıydım, şimdi canım kadar seviyorum…
Topluma ve muhatap olduğum insanlara kin kusardım. Şimdi bu duygularım sevgiye dönüştü…
Dersim, bu bataklıklardan kurtulmama yardımcı olan ilk aşamaydı. Ve yeterli değildi. Daha sonra Hocamla birebir görüşerek, kalple ilgili manevi eğitime girdim…
Diğer arkadaşlarım gibi önce içinde bulunduğum bataklıktan kurtuldum, sonra tüm kötü duygu ve düşüncelerin, dolayısıyla her olumsuz hareketlerin kaynağı olan nefsin nasıl eğitileceğini gördüm. Allah düşmanı bu acımasız nefsin nasıl kontrol altına alınacağını öğrendim. Önce ne kadar ve nasıl gıda almamı, ne kadar, ne zaman uyumamı, halk arasına ne kadar çıkmamı, nefsimi istediğim şekle sokacak hangi zikirleri nasıl ve nereye çekeceğimi ve yine, secde ettiğim Rabbimi yeterince tanıyabilmem için, O’nun muazzam sanatını ve muhteşem eserlerini nasıl tefekkür edeceğimi, bir bir, dantel işler gibi, ufak bir boşluk ve yanlışlığa sapmadan, büyük bir ilim ve eğitim çerçevesinde öğrendim ve başardım.
Bu aşamada nefsimi susturduktan sonra, tüm iyi duygu ve düşüncelerin kaynağı kalbimin içindeki ruhu sultan üzerinde, Hocamın talimatıyla işlem yaparak, nasıl güçleneceğini, bütün vücuda nasıl etki edip, faydalı hale getirileceğini yine değişik zikir ve fikirlerle büyük bir ilim ve eğitimle öğrendim. Ve başardım. Buna benim gibi İstanbul’daki yüz binlerce arkadaşım dâhildir ve şahittir.
Hocamın bizlere vermiş olduğu sitedeki ders ve eğitim esnasındaki yöntemi, ne daha önceki bir tarikatın, ne de herhangi bir cemaatin devamı olmadığını görüyoruz. Zira böyle bir eğitimi daha önce yakın tarihte, ne duyan, ne inanan ve ne de başarılarını bizler gibi canlı şahitleriyle gören var.
Hocamız bu çağın, bu devirdeki insanların yaşamlarını göz önüne alarak, sitedeki dersi ve ondan sonraki eğitimi, tamamen kendisinin düzenlediğini ve kimseye bağımlı kalmadan, yüce Mevla’nın yardımıyla başardığını anlıyoruz. Zira bu içinde bulunduğumuz eğitim sadece sitedeki dersi okutmak, dağıtmakla sınırlı olmadığı ve Hocamızın kişisel bilgi ve eğitim becerilerinin de büyük bir rol oynadığı apaçık ortadadır. Bu nedenle sitedeki dersle zahiri sorunlarını çözenler, manevi eğitim yolunda ilerlemek isterlerse, mutlaka Hocamla birebir görüşmek zorundadır.
Sitemiz hayırlı olsun. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
|
Ali İhsan Maden – Sanayici – İstanbul - 0535 632 78 30
|
|
|
|
|
Herkese ve bütün dünyaya merhaba.
Lakabım aladano Haydar. Beni ve arkadaşlarımı bütün Türkiye tanır.
Kabadayılık, kan davası, vurma kırma gibi işlerin üstadı olduğum gibi bu konuda bilgi ve iş yapmak isteyenlere de akıl hocalığı yapıp yol gösteriyordum.
Yüce Rabbim bana Şeref Hocamla tanışma nimetini bahşetti. Elinden hayatımın tümünü olumlu yönde değiştiren dersini aldım. Bana silahı ve silahın yaptırdıklarını hiçbir şey bıraktıramazdı. Yatarken dahi silah elimde yatardım. Dersimi yaptıkça yepyeni bir insan oldum, bütün dünyam değişti ve yaptıklarımın tümüne pişman oldum.
Şimdi evimdeki karıncayı, odada uçuşan sinekleri dahi, ezmemek, kanatlarını koparmamak için üfleyerek dışarı atıyorum.
Şimdi silah yerine elimde tesbih, yüreğimde kin gazap yerine sevgi ve şefkat var. Allah’ımı sevmeyi öğrendim. O’nun affına, merhametine sığınmayı öğrendim. O’ndan özür dilemeyi öğendim. Ben baştanbaşa değiştim.
| | | | | |