|
Değerli kardeşlerim, sevgili evlatlar…
Bu sohbetimizin konusu Sebepler ve Ruhlar Âlemi hakkında olacaktır…
Bu âlem sebepler âlemidir. Sebepleri bulmadan ve sebeplere sarılmadan hiçbir şey elde edilemez…
Ancak yaşamımız içinde sebeplere sarılmadan çok şeyler elde eden, yapan, kazanan kişiler ve görünen olaylar vardır… Bu konuya şöyle açıklık getirebiliriz:
Yüce Mevla’mızın kullarından istediği duygu ve düşünceler, Hakk’a ulaşması yönünden iki âlemde seyran eder ve kullar, duygu ve düşüncelerinin bulunduğu, yükseldiği âlemlerdeki, makamlarına göre Allah’tan karşılık görür.
Bu âlemlerden birincisi Sebepler âlemidir…
İkincisi ise, Ruhlar âlemidir…
Kulun yaptığı ibadetler, iyilikler, dualar ve bunların içindeki Allah’a ait duygu ve düşünceler sadece sebepler âlemine yetiyor, oradan ruhlar âlemine çıkamıyorsa, bu kulun makamı sebepler âlemidir. Ve makamının gerektirdiği tüm şartları yerine getirmek zorundadır.
Kullar bu makamda, her şeyin bir sebebe bağlı olduğunu ve sebeplerin arkasındaki sebepleri yaratanın Allah olduğunu düşündüğünden, Yüce Rabbimiz bu kulunu sebeplere havale eder ve sebeplerle baş başa bırakır.
Bu makamda bir şeyi elde etmek için sebepler bulmak, ona sarılmak ve sebeplerin gerektirdiği şeyleri yerine getirmek ve sebepleri asla terk etmemek gerekir.
Eğer bir kulun yaptığı ibadet, iyilik, dualar ve bunların içindeki Allah’a verdiği duygu ve düşüncelerin miktarı ve şiddeti sebepler âlemini aşıyor, onun üstündeki ruhlar âlemine çıkıp, yükseliyorsa, sebepler tümüyle ortadan kalkar.
Güzel Allah’ımızın şu Hadis-i Kudsisi bu yazdıklarımızı açıkça desteklemektedir.
“Ben kulumun Beni düşündüğü gibiyim”
Yani kullar, Allah’ı nasıl düşünür, O’nu nasıl zannederse, kulun karşısına Allah o şekilde çıkar ve ona o şekilde muamele eder.
Manevi eğitimle, duygu ve düşüncelerinde sebepleri yok eden, bütün benliği ile Allah’a güvenen, O’na teslim olan, O’na ulaşan bir kulun, işlerini ve istediklerini, araya sebepleri koymadan, kulunu sebeplere muhtaç etmeden, Yüce Rabbimiz bizzat kendisi görür.
Allah’ı güzel, dost ve zarar gelmeyecek bir sevgili düşünün… İki cihanda karşınıza böyle çıkmasını dileyin.
Allah hakkındaki duygularınızı korku ve buğz yumağına dönüştürerek, yakan, yıkan, kabirde ve cehennemde azap eden bir Rabb olarak düşünmeyin…
Size bir anadan bin kat daha şefkatli olduğunu, en sevdiğinizden bin kat daha sevgili olduğunu düşünün…
Bütün günah ve hatalarınıza rağmen sizi affedeceğini, sonsuz rahmetiyle dost elini uzatacağını ümit edin…
Göreceksiniz iki cihanda size, düşündüğünüz ve zannettiğiniz gibi karşılık verecektir.
|