|
Değerli kardeşlerim, sevgili evlatlar…
Allah’ın rahmeti ve merhameti, affı ve yardımları, iki cihanda, hepimizin üzerine yağsın…
Rızası her birimizi sonsuza dek tek tek kuşatsın…
Yaşantımızın her anını dünya cennetine dönüştürsün…
Son nefesimizi verirken, imanımızı iman-ı kâmil derecesine ulaştırsın…
Yargılanmak için, Yüce Huzuruna çıktığımızda, bütün günahlarımızı baştan sona affeden ve bizleri kendisine dost kabul eden, sevgili kullarından eylesin…
Bu sohbetimizin konusu günlük yaşamımızda Yüce Mevlâ’mıza ve yaratıklarına göstereceğimiz duygu ve davranışlar hakkında olacaktır…
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurmuştur:
“Bir şeyi yapmaya karar verdin mi artık Allah’a güven ve dayan. Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.”
“De ki bize Allah’ın takdir ettiğinden başkası ulaşmaz. O bizim Mevlâ’mızdır. Onun için mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler…”
Yüce Mevlâ’mız kudsi hadisinde de şöyle buyurmuşlardır:
“Ey Âdemoğlu! Bana dayan, sana hidayet vereyim. Bana tevekkül et, sana yeteyim. Eğer Benden başkasına tevekkül edersen, göğün ve yerin sebeplerini senden keserim.
Ey Âdemoğlu! Asırlara bak. Benim için her şeyinden kesilip de aziz etmediğim, Bana dayanıp ta ona yetmediğim bir kişi var mı?”
Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) birçok hadislerinde de şöyle buyurmuşlardır:
“Hakk’a tevekkül kılmak, insanlardan ümit kesmiş olmaktır. Zira onlar ne verir, ne verilmeye mani olur, ne zararlı, ne faydalıdır. Bil ki hepsi Yaratıcının kullandığı aletler gibidir.”
“Kim insanlardan çok güçlü, kuvvetli olmayı isterse Mevlâ’ya tevekkül kılsın.”
“Kim Allah’a tevekkül edip, kazasına razı olursa, şüphesiz o kimse isteğini yeterince elde eder ve kederden rahata kavuşur.”
Değerli kardeşlerim, her işinizde Hakk’a bütünüyle itimat edin…
Yaratıkların elinden ümit kesip, Allah katında olana itibar edin… O’na güvenin…
Yapacağınız işlere O’na güvenerek başlayın… Sonra işi Allah’a ısmarlayın… Sonra O’na teslim olun… Daha sonra karşınıza çıkacak bütün neticelerde O’ndan razı olun…
Allah’ın sizler için yarattığı sebepleri arayın, bulun ve sebeplere sarılarak çalışın…
İstemediğiniz bir netice ile karşılaştığınızda Hakk’a darılmayın… O’na sitemde bulunmayın…
O’nu kullara şikâyet etmeyin… Yoksa inancınız yok olur…
Hakk’a güven ve ihlâsınız ortadan kalkar…
Herhangi bir nimet elde ettiğinizde şükredin…
Sizi üzen bir şey ortaya çıkarsa suçu kendinizde arayın…
Bunların günah ve hatalarınızdan dolayı başınıza geldiğini bilin…
Pişman olun ve istiğfar edin…
Günlük işlerinizi ihmal etmeyin… Sebeplerin sahibi Hakk’ı unutmadan, sebeplere sarılarak çalışın…
Zira ahiret duyguların âlemidir… Bu âlem ise aletler ve sebeplerin yeridir…
İşlerin görülmesini oturup Hakk’ın kudretinden beklemeyin…
Kadere bel bağlayıp çalışmayı ve iş yapmayı asla bırakmayın…
Kadere teslim olmak, işi kadere bırakmak, emir ve yasaklara uyduktan sonra ve sebeplerin tümüne sarılarak çalıştıktan sonra olur…
İmanınızın ilk zamanlarında, eğitiminizin ilk çağında ilmi önce zahiri âlimlerden öğrenin, sonra Yaratıcıdan… Bilgiyi önce kullarından alın, sonra Hakk’tan…
Zira Hocasız hiç kimse hiçbir ilmi elde edemez…
İşlerinizi önce zahiri sebeplere göre çalışarak yürütün… Sonra imanınız kuvvetlenince ruhunuzda perdeler açılır… İç âleminizdeki iyiyi ve iyilikleri görürsünüz…
O zaman dıştaki hükümleri terk edin… Hakk’ın emriyle olun…
O vakit vasıtalar kalkar… Halkın eliyle Hakk’tan nasip gelir…
İmanınız tam olarak kuvvet bulduğunda ise, halktan gelen her şeyi Allah’ın fiil tecellisine yorun… Gelmezse yine öyle…
Zira halk, Hakk’ın aletidir… Onlara yaptıran Hakk kuvvetidir… Onlardan çıkan işlerin tasarrufu Hakk’a aittir…
Bu nedenle aletlere bağlı kalmaktan kurtulun… Onların tasarrufunu elinde tutana bağlanın…
Çalışın, yaptığınız her işi kendinizden bilmeyin… Her konuda yapanı değil, yaptıranı görün…
Rızkınız için bağırıp çağırıp üzüntüye düşmeyin… Hakk’a tam güvenirseniz o sizi bulur…
Geçinmek ve çalışmak için, Hakk’ın sizin için yarattığı sebepleri arayın, bulun ve ona sarılın…
Kendi başınıza sebepleri terk etmeyin… Güç durumlarda kalırsınız… Yine o sebeplere muhtaç olursunuz…
Sebepler sizi bırakıp terk ederse, Hakk’ın hükmüne ve takdirine o zaman teslim olun…
O’nu ve her şeyi yanınızda bulursunuz…
Ve sebep ve sebepsizlik, sizin için eşit olur…
Ve kimseye muhtaç olmazsınız…
Değerli Kardeşlerim… Sevgili Evlatlar…
Dikkat edin…
Allah sevgilidir… O’nu her şeyden daha sevgili görün…
Allah güzeldir… O’nu hep güzel bilin…
Allah dost’tur… Dost’un Dost’a zarar vermeyeceğine inanın…
Allah asla zulmetmez… O’nu hep böyle düşünün…
Zira Allah, “Kulum Beni nasıl düşünür, Beni nasıl zannederse…
İki Cihanda karşısına öyle çıkarım…” buyurmuştur.
Bu nedenle, Yüce Mevlâ’mızın, dünyada ve ahirette sizlere yaptıkları ve yapacakları, hep sizin duygu ve düşüncelerinize göre şekil almış ve almaya devam edecektir…
|