Ana Sayfa
Sohbetler
Şiirler
Ziyaretçi Defteri
Açıklama
Reklamlar
:: İstatistik ::
 

Şeref ÇAKMAK Hocamızın kendi sesinden sohbetleri…

İnsan Beyninde oluşan düşüncelerin kaynağı hakkında…

Kaydetmek için tıklayın…

mp3 formatlı ses kaydetmek için tıklayın…

Değerli kardeşlerim, sevgili evlatlar…

Bu sohbetimizin konusu İnsan beyninde oluşan düşüncelerin kaynağı nedir, Bedeni yöneten insan beyni, emir ve komutları nerelerden alır hakkında olacaktır…

Hakk tealâ; iyilik ve güzellik üreten ruhu ve sürekli kötülük ve niza çıkaran nefsi, insanların kalbine yerleştirmiştir…

Kalbteki ruh, Allahü Tealâ ‘nın “Kendi ruhumuzdan üfledik” (Enbiyâ Sûresi 91) dediği ruhtur… Bu ruh ezelde Hakkın cemalini görmüş, ilim ve güzellik adına ne varsa, kendisine yüklenmiştir…

Nefs ise; Hakkın ona “Ben kimim” diye ezelde sorduğunda; “Sen sensin, ben benim” diyecek kadar alçalmış, isyankâr, adi bir tutum içine girmiş, benlik davasıyla, tüm çirkin hâl ve duyguları kendisinde toplamıştır…

İşte insan kalbindeki, bu biri güzellik kaynağı ruh, diğeri çirkinlik kaynağı nefs bülûğ çağına kadar, bitişik ve yan yana, hiçbir niza çıkarmadan yaşamışlardır…

Yüce Rabbimiz bülûğ çağında, bitişik olan bu ruh ve nefsi birbirinden ayırdığında, kendi adlarına insan kalbini ve vücut ülkesini ele geçirmek ve kendi isteklerini yerine getirmek için, düşman olmuşlar, sürekli savaşmışlardır…

İşte kul, kendisini ele geçirmek isteyen ruh ve nefsten hangisine uyar, hangisini desteklerse, onların kimliğini alarak, yaşamı içerisinde ya iyilik veya kötülük üreten bir insan olarak ortaya çıkmışlardır…

İnsan beynindeki duygu, düşünce, fikir, vesvese ve hayal gibi hislerin kaynağı kalbin içindeki Ruh ve nefistir… Bu kaynaklardan hangisi daha güçlü ve sözü geçiyorsa ve hangisi daha erken insan beynine istediği mesajı yollarsa, bedendeki organlar beyne uyar, kalbdeki kaynağın isteklerini yerine getirir…

Bu nedenle insan beyninde hep iyi duygu ve düşünceler oluşması ve bedenden hep iyi şeyler çıkması için, ruhun, nefse karşı güçlenmesi gerekir…

Ve yine; bedenden kötü şeyler çıkmaması için, nefsin ruh karşısında güçsüz olması ve zayıflaması lâzımdır…

Bunlar bir yere kadar, zahiri ilimle ve bir yere kadar zahiri ibadet ve iyiliklerle olur… Ancak mükemmel bir netice alınması, Ruhun bütün vücuda hükmetmesi ve nefsin yok olması için; tasavvuf eğitimine gerek vardır… Peygamberimizin “Ölmeden önce ölünüz” dediği bu güzel sözü, yaşarken ruh karşısında, nefsin tüm özelliğinin kaybettirilmesine işaret etmiştir…

İnsanların Allah katındaki derecelerini belirtmek için isimlendirilen, Emmare’den … Safiyye’ye kadar 7 makam ve içinde dereceler, kalbteki ruhun veya nefsin, beden üzerindeki etkilerine ve yaptırımlarına göre alınan kimliklerdir… Ruh geliştikçe ve güçlendikçe, hal, makam ve dereceler artar… Nefs kuvvetlendikçe bunun tamamen aksi olur…