|
Değerli kardeşlerim, sevgili evlatlar…
Bu sohbetimizin konusu Allah’ın istediği gerçek Allah Sevgisi hakkında olacaktır…
Yüce Mevlâ’mız kudsi hadislerinde şunları buyurmuştur:
“Ey Âdemoğlu! Eğer sevgimi istiyorsan, kalbinden dünya sevgisini çıkar. Ben, Benim sevgimi ve dünya sevgisini asla bir kalbte birlikte bulundurmadım.
Ey Âdemoğlu ! Dünya sevgisiyle birlikte Benim sevgimi nasıl istiyorsun? Sevgimi ve rızamı dünyayı terketmekte ara.
Ey Âdemoğlu! İbadetim için feragat et ki, kalbin muhabbetimle dolsun ve Bana yönel ki, sana kâfi geleyim.
Ey Âdemoğlu! Bana hizmet et; zira, Ben, Bana hizmet edeni severim. Kulum Beni görmeyi arzuladığı zaman, Ben de onu gömeyi sever, isterim. Kulumun nafile ibadetlerle Bana yaklaşmağa çalışması asla boşa gitmez ki, Ben onu severim. Onu istediğim zaman da, onun sözlerini işitirim.
Ey Âdemoğlu! Sevgimi isteyenlere sevgimi vacib kıldım.
Ey Dâvûd! Cennet'im itaat ve ibadet edenler içindir. Zikrim, zikredenler içindir. Kifayetim, tevekkül edenlere mahsustur. Fazla ihsanım şükredenlere aittir. Rahmetim, iyiler için, dostluğum da arifler içindir. Bense, özellikle sevenler içinim.
Ey Dâvûd! Ben bir kulu sevdiğim zaman, onu belâlara çarptırırım ki, Beni çağırsın. Zira, onu sevdiğim gibi sesini de seviyorum.
Ey Dâvûd! Yeryüzünün bütün halkına duyur ki; Ben, sevenin sevgilisiyim. Benimle olmak isteyenle birlikteyim. Beni zikretmekle meşgul olanın dostuyum. Beni arkadaş edinenin arkadaşıyım. Beni seçeni seçmişimdir. Bana itaat edenin dediğini yaparım. Beni kalbten seven hiç bir kul yoktur ki, onu kendime kabul etmiş olmayayım!
Ey Dâvûd! Beni tanıyıp bilmeyen nasıl sever! Gece bastırdığında benden uzak, uykuya dalanın, Beni sevdiği iddiası yalandır. Her seven, sevgilisiyle yalnız kalmayı sevmez, gözlemez mi?
Ey Dâvûd! Sevenler için beni görmekten başka deva yoktur.
Ey Dâvûd! Ben senin için gerekeni yapıyorum, sen de gerekeni yap.
Ey Dâvûd! Benden iste de, şevkimi sana hibe edeyim. Zira Ben, Beni arzulayanların kalblerini kabul ettim ve onları yüzümün nuruyla aydınlattım.
Ey kulum, senin hakkın sevgili bulmak, Benim hakkım da Bana sevgili olmandır.
Ey kullarım, Benden başkasıyla niçin meşgul oluyorsunuz? Oysa Ben, sizi arzuluyorum. Uzun bir cefâ değil midir ki bu? Takva sâhibleri olan iyilerin Bana kavuşma arzularından, Ben daha arzuluyum onlara kavuşmaya. Kulumun Beni zikri çok olursa Ben, ona âşık olurum ve o da Bana âşık olur. Böylece de Beni bulmuş olur.”
Değerli kardeşlerim…
Allah’ın istediği gerçek sevgi, hiçbir nimete hiçbir korku ve baskıya bağlı olmadan, kullarının sadece O’nun zat’ını sevmesidir…
Allah’ın yalnızca eserlerine, fiillerine ve sadece sıfatlarına vereceğiniz veya bir kısmına verdiğiniz sevgiler, O’nun zat’ı için istediği, gerçek Allah sevgisini bulmaya, ulaşmaya, birer engel, birer perde gibidir… Bu nedenle bunları teker teker aşmak ve Zat’ının sevgisini bulmak gerek…
Gerçek Allah sevgisi, Zat’ına olan sevgi ve ilahi aşk, O’nun tüm eserlerini, tüm fiillerini ve tüm sıfatlarını istisnasız, her şeyi ile kabul ettikten, razı olduktan ve sevdikten sonra ortaya çıkar…
Hakkın eserlerini, kendimize göre değerlendirir, bu eserlerin kimini sever, kimini sevmezsek, Allah’ın fiillerini sevmemize engel olur… Zira bal da O’nundur biber de… Size gelen nimetler de O’nundur, sizden çıkan nimetler de…
Hakkın fiillerinin de hepsini sevmemiz gerekir… Zira, Güneş ve bahar da O’nun, yağmur, kar, fırtına da… Bunların da kimini sever, kimini sevmezsek, O’nun sıfatlarını sevmemize birer engeldir…
Hakkın tüm sıfatlarını da sevmemiz gerekir… Zira Rahman ve Rahim sıfatları da O’nundur, Kahhar ve Müntekim sıfatları da… Cemal sıfatı da O’nundur, Celal sıfatı da… Rabbimizin bu sıfatlarından birini sevip, diğerini sevmememiz, O’nun Zat’ına olan sevgisini yakalamamıza birer engel birer perdedir…
Bu nedenle; Allah’ın tüm eserlerini seven, fiillerini de sever, O’nun tüm fiillerini seven, sıfatlarını da sever… O’nun tüm sıfatlarını seven Zat’ını da sevmiş olur…
Allah’ın Zat’ını seven ise, O’nun her şeyinden razı olmuş, her şeyini sevmiş demektir… İşte gerçek Allah sevgisi, gerçek ilahi aşk ve Hakka dost olmak budur…
Elinize geçen her türlü Dünya nimetlerini alın, Hakka şükredin… Ancak elde edemediğiniz ve sizden çıkan nimetlere üzülerek, buğz etmeyin… Allah’a olan sevginizi kaybetmeyin… Böyle yaparak Hakkı darıltmayın…
Sizi etkileyen, her türlü tabiat olaylarının Haktan geldiğini bilin… Baharını, yazını severken, yağmur, kar, sel ve fırtınasına, bu nerden çıktı diyerek, isyan etmeyin… Hakk’tan şikâyetçi olup, O’na olan sevginizi yok etmeyin…
Yaratmak ve öldürmek Allah’ın sıfatıdır… Cennet Allah’ın Cemal sıfatıdır… Cehennem ise Celal sıfatıdır… Hakk’ın Zat’ını sevmek istiyorsanız, bunların Hakk’ın olduğunu bilin…
Allah’ın Zat’ını seven, Zat’ına âşık olanlar, Dünya ve Ahiret nimetlerini sahibine vermişler ve sadece O’nu istemişlerdir…
İbadet ve iyiliklerinizi, Dünya ve Ahiret nimetlerini elde etmek için, sadece Cennete girmek, Cehennemden kurtulmak için yapmayın… İstediğinizi İlahi vaadi ile belki size verecektir. Ancak sadece O’nun yaratıkları peşinde koşmanız, sadece O’nun yaratıkları için amel etmeniz, Zat’ını gücendirir… Hakk için, O’nun zat’ı için yapın… Göreceksiniz O Dünya ve Ahiret nimetlerini arkanızdan koşturacaktır…
Bunları bilen Allah dostları. Cehenneme gül dolu gülistanlık, Cennete ise tavanı çökmüş bir viranedir demişlerdir… Öyle olun, O’nu bulun… İşte o zaman, her nimet sizinle, sizin için olur…
|